Kendimiz Gibi Olmak

Bu yazıyı kaleme aldığım zaman Kurban Bayramı arifesi olması hasebiyle konumuzda ister istemez kurban bayramı ve dini bayramlarımız üzerine olması kaçınılmaz olmuştur.

Kültürümüzün özünü Türk İslam Sentezi oluşturmaktadır.

Bu nedenle sosyal hayatımızda dini değerlerin etkisini çok fazla görmekteyiz.

İşte bu durum nedeniyle sosyal ve içtimai hayatın her alanında ve değişik şekilde karşımıza çıkmaktadır.

Bayram ziyaretleri, maddi ve manevi yardımlar, zekat, fitre ve sadaka gibi yardımlaşma şekilleriyle süslenerek hayat daha canlı ve toplum daha barışık hale gelmektedir.

Artık günümüzde toplumlarda sosyal barışı sağlamak için maddi değerleri kullanarak bu mutluluğun ve huzurun sağlanamayacağı görülmeye başlanmış olup, manevi bakımdan insanları doyuramazsanız daha çok maddeci ve çıkarcı olmaya başladıklarını göreceksiniz.

 

Bu nedenle insanları önce manevi olarak doyurmak ve daha sonra adil bir paylaşımla hayatın yaşarken cennete dönüşmesini sağlamak gerekmektedir.

Bunun için herkes üzerine düşeni yerine getirmeli ve bunu yaparken de toprağın altını da göz ardı etmemeliyiz.

Yukarıda bahsettiğim paylaşım ve sosyal barış açısından söz konusu bir yaşadığım olayı size arz etmek istiyorum.

Geçen Ramazan Bayramında tanık oldum.

 

Bir işletmeci dostumla sohbet sırasında konu yardımlaşma ve dayanışmaya gelince zekatınızı nasıl değerlendirdiniz diye sorduğumda aldığım cevap beni öyle mutlu etti ki, bunun tarifi mümkün değildir.

Verdiği cevap;

"Hocam zekatımı yaklaşık olarak hesapladım. Ortaya çıkan değeri bir fiil para olarak tüm çalışanlarıma en üst kademeden başlayarak en alt kademe çalışanıma karınca kaderince bölüştürerek dağıttım."

"Bu şekli bana bir oturma sırasında bir dostum böyle yaptığını söylemişti.

Bende bu sene bu şekilde pay ettim. Bundan sonra Allah kısmet ederse aynı şekilde zekatımı dağıtacağım demişti."

Şimdi size soruyorum. Bu mutluluğun bu vicdani rahatlığın ve huzurun tarifini mümkün mü?

Türk toplumu olarak duygusal bir millet oluşumuz nedeniyle bu tür paylaşımların yansımalarını çok çabuk görmekteyiz.

Genel olarak beşeri hayatın gelişmesinde dini değerlerin etkisinin yanında ekonomik sistemlerinde etkisini görmekteyiz.

 

Örneğin, Anneler günü, Babalar günü, Sevgililer günü, Yaşlılar günü.....vb. günlerin özü kapitalist sisteme dayalıdır.

Burada ki mantık yardımlaşma ve dayanışma olmayıp, hediyeleşme adına israfı, harcama ve tüketimi artırma, piyasayı canlandırma, olgusu ön plandadır.

Oysa bizim aile yapımızda eşimizin, anne veya babamızın ihtiyacını karşılamak amacıya ya da onlara hediye almak için bu özel günleri bekleyen hiç bir kimseyi tanımıyorum ve gösteremezsiniz de.

Bu nedenle bu kültür israfçı, tüketimi özendirici bir zihniyettir. Ama geldiğimiz noktada öyle bir sunum ve tanıtım, reklamı yapılmaktadır ki insanlarda bu durum beklenti haline gelmeye başlamıştır.

Rahmetli Atatürk diyor ki;

"Bir millet başka bir millete benzemeye çalışıyorsa, o milletin akıbeti ölümdür. Yok olmaktır."

Bırakın Anneler, Babalar, sevgililer, şucular buculur günü kutlasınlar. Biz bunlara takılmayalım biz işimize bakalım. Doğru yoldan ayrılmadan doğruları savunmaya devam edelim.

Özellikle dini bayramlarımızdaki değerlerimiz, bizi biz yapan öz değerlerdir. Bunlara sahip çıkmak, yaşatmak boynuzumuzun borcudur.

Son yıllarda çalışan, özellikle memur kesiminin dini bayramları tatil amaçlı kullanma furyası

moda haline gelerek çok büyük bir inanç ve kültür erozyonuna neden olmaktadır. Ailelerin kurban kesmek yerine kurban parası ile tatile gitmesi manevi değerlerden kopuşun, insanlarımızın inandıkları gibi yaşamadığının bir göstergesidir. Yeni nesil bunun acısını ileride çok ağır ödeyecektir.

 

Konu yardımlaşma ve dayanışma olunca değinmeden geçemeyeceğim.

Hepimizin malumu kurban bayramı arifesindeyiz. Bu nedenle sizlerden ricam kurbanlarınızı ısmarlama veya sipariş üzerine kestirmeyiniz. Başta yetişkin aile bireyleri olmak üzere kendiniz kesemiyorsanız dahi kesilirken, tekbirler eşliğinde kurbanınızın başında bulunmaya gayret ediniz. Neslimize bu dini görevin yerine getirilişini göstererek öğretelim.

 

Geçenlerde işletmeci bir dostumla yaşadığım bir başka olayı da sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bir sanayici dostumla sohbet sırasında bayramda ne yapıyorsunuz?

Kurbanlığı ne yaptınız diye sorduğumda. cevaben büyük baş aldığını söyledi.

 

Daha sonra konuşmaya devam ederek,

"hocam içeride çalışanlarla ilgili el altından bir araştırma yaptırdım. Çalışanlardan 8-10 kişi çalışanımın kurban kesemeyeceğini öğrendim. Onlarında kurbanlarını sipariş ettirdim. İnşallah onlarında kurbanları bayram sabahı evlerine ulaşacak dedi."

Bunun üzerine çok duygulandım. Gözlerim dolu dolu oldu.

Dua ettim.

Allah gönlünüze göre versin.

Birliğinizi ve dirliğinizi bozmasın inşallah dedim.

Arkasından şu sözü söyledim.

Veren el alan elden hayırlıdır.

Hayırlı, huzurlu bayramlar diliyorum.

 

 

Harun GÖK

İşletme, Üretim ve Pazarlama Satış Uzmanı