Her Yeni Yıla Yeni Bir Plân

Nereye gittiğinizi bilmiyorsanız, ne ile gittiğiniz önemli değildir. Sizin nereye gideceğinize yön verecek bir çizelgeniz, öngörünüz ya da oluşmuş bir düşünceniz yoksa siz hasbel kader üreten, çalışan, yaşayan bir işletmesiniz. Her yeni bir yıl için bir yol haritası belirlemelisiniz. Neden plânlama diyorum? Çünkü günümüzde işletmelerin başarı kriteri bir çok göstergelerle irdeleniyor, değerlendiriliyor. Artık finansal tablolarda başarı, agresif büyüme, pazar payı artırma gibi başarıların yanında yetenekleri ve değişimi iyi yönetmek, sürdürülebilirlik, verimlilik, müşteri beklentisini karşılama gibi kavramların da ön plâna çıktığını görmekteyiz. Ekonomide yıllar itibariyle her zaman zor geçen bir dönem ortaya çıkmakta olup bir ülkede oluşan resesyon tüm dünyayı etkilemektedir. Girişimci kardeşim, Kendi değerlerini, potansiyelini, kapasiteni, varlıklarını ve borçlarını, personel durumunu en iyi bilen sensin. Şimdi sana soracağım şu soruları bir düşün.

-Bir önceki yıl hedefin bellimiydi, bu hedefin neresindesin?

-Ne kadar sermayeye sahipsin ve bu sermayeyi verimli kullandığına inanıyormusun?

-Geçen dönemde kaç personelle başladın, şimdi bu sayı ne durumdadır?

-Personel sirkülâsyonu ne durumda?

-Yönetim biriminde çok fazla değişim yaşıyor musun, yaşıyorsan bunun nedeni nedir?

- İster üretim biriminde olsun, ister yönetim birimi personeli bilgi ve beceri bakımından ne durumdadır.

-Rakiplerin bu konuda durumlarını tahmin edebiliyormusun?

- Yeni personel takviyesine ihtiyaç varmıdır?

- Üretiminizin ne kadarlık kısmını ihraç ediyorsunuz ve kendinizi bu konuda yeterli buluyormusunuz?

- İşletmenizin olağanüstü bir duruma karşı ( küçük ya da büyük çaplı krizlere) hazırlık durumu, gücü böyle durumlar için oluşturulan bir B plânı varmıdır?

- Bilânçonuzu, gelir tablonuzu ve kâr-zarar tablonuzu yorumlayabiliyormusunuz?

- Sermaye devir hızı, alacakların devir hızı, stok devir hızı gibi değerleri irdeleyebiliyormusunuz?

- Hiç başa baş noktasının hesabını yaptınızmı?

- Piyasada rekabet gücünüz nedir, rekabetin neresindesiniz?

- Kısa, orta ve uzun vadede ulaşmak istediğiniz hedefleriniz nelerdir?

- Yönetim olarak bir araya geliyormusunuz?

- Toplantı yapmanın faydasına inanıyormusunuz?

- Kurumsallaşmayı düşünüyormusunuz?

--Kurumsallaşmanın neresindesiniz,

-Kurumsallaşmanın ne demek olduğunu biliyor musunuz?

- Kurumsallaşmanın faydasına inanıyormusunuz?

- İşletmenizde profesyonel yönetici çalıştırıyormusunuz?

- Ar-ge biriminiz varmıdır ve ar-ge biriminin işletmeye faydalı olduğuna inanıyormusunuz?

- Pazar ve piyasa analizi yapıyorumusunu?

- Pazarlama departmanının bilgi ve becerisinin yeterli olduğuna inanıyor musunuz?

- İşletmede ekip ruhu yakalayabildiniz mi?

- Personelinizle ne kadar barışıksınız?

- Çalışanlara uyguladığınız bir ücret politikanız varmıdır ve ücret zammını neye göre değerlendiriyorsunuz?

Soruları çok mu buldunuz, ya da anlamsız afaki sorular mı diye düşünüyorsunuz?

Yukarıdaki soruları daha da çoğaltmamız mümkündür. Şu kadar söyleyeyim' ki “birinci sınıf insanlar birinci sınıf insanlarla yola çıkar ya da yoldaşlık yaparlar. İkinci sınıf insanlar da üçüncü sınıf insanlarla yola çıkarları.”

Birinci sınıf insanlar düşünceye ve doğru, verimli çalışmalara saygı duyduğu için aklını kullanan insanlarla bir arada olurlar. Bu tür insanlar yeniliklere açıktırlar. Mantıklı olan her türlü fikri kayda değer bulurlar ve değerlendirirler. İkinci sınıf insanlar ise uhdesindeki ve yanındaki insanları emir eri gibi kullanmak amacıyla bulundururlar. Bu tür zihniyete sahip insanlar ben ne dersem o olur. Benim dediğimi yap. Benim sözlerimin dışına çıkma derler. Sizin kadar bilgiye sahip ya da sizden daha az bilgiye sahip insanlarla yola çıkmayınız. Yola çıktığınız insanlar mümkünse sizden daha bilgili olsunlar. Sizin kadar ya da sizden daha az bilgi sahibi olan kişilerin işletmeye ve size verebilecek fazla bir şeyleri olamaz. Zaten elimizde hali hazırda siz varsınız. Başkasına gerek yok. Hani bir söz var ya “ akıl başa geldi ömür bitti, demir tava geldi kömür bitti”.

Öyle ise kaçan fırsatlara üzülmenin anlamı yoktur. Ne yapmak lazım? Ekibinizle hedefe nişan alıp tam 12 den vurmak için birlikte çalışacaksınız.

Bunun için plân oluşturacaksınız. Ama biz plân yapmayı bilmiyoruz diye bilirsiniz. Ya da plânı hiç yazıya dökmedik, elimizde yazılı bir plânımız hiç olmadı diyorsanız, buyurun bir plân yapalım.

Plân nedir biliyor musunuz? Plân, işlerin en iyi şekilde en az problemle yürümesi için zaman içerisinde ortaya çıkacak sorunları çözmek için yapılan öngörülerdir. Plânlama da genel olarak üç aşama vardır. Bunlardan ilki, plânlamanın amacını belirlemektir. Pazarlama satış plânı, bir önceki yıla göre büyüme plânı gibi. İkincisi ise kaynakların kullanımıdır. Burada insan kaynakları, para yani sermaye kullanımı, zaman kullanımı, araç gereçlerin kullanımı mekanın kullanımı gibi. Hayali kaynaklarla bir yere varılmaz. Plânlama da amaç işlerin daha etkin ve verimli bir şekilde yürümesini sağlamaktır. Plânlama yaparken üçüncü olarak düşünülecek konu, yöntemdir. Uygulama da yapılacak değişim ve aksamalar düşünülür. Alınacak tedbirler ve uygulamaya konacak yeni fikirler değerlendirilir. Dördüncüsü ise iyi bir denetimdir. Plânda belirlenen yöntemlere uyup uymadığımızı, belirli kaynaklardan gerektiği gibi yararlanıp yararlanmadığımızı değerlendirmemiz gerekir. İşletmenin başarısı ve gelişerek büyümesi için öncelikle piyasayı iyi inceleyip

irdeleyerek piyasadan haberdar olmamız gerekmektedir.

Bunun için fiyatların genel seyrini, ülkenin enflasyon oranını ve gelecekteki beklentilerini, paranın seyrini, iş kolunun durumu ve ekonomideki yeri, ithalat, ihracat, hammadde fiyatları ile ilgili öngörüleri iyi algılamak ve değerlendirmelidir. Yapılacak plânın bir başka yerinde işletme ile ilgili varılmak istenilen hedefler belirlenir. Bu hedefleri belirlerken işletmenin büyüme hedefi, dönem sonunda ulaşacağı net kârı, pazar payındaki değişme değerleri belirlenebilir.

Bunların dışında müşteri ilişkileri, üretilen ürünün kalite iyileştirilmesi için yapılacak çalışmalar olabilir. Tüm bu değerlendirmeler yapılırken bir yıllık öngörüler olabilir, beş yıllık öngörüler olabilir, ya da daha uzun vadeli öngörüler olabilir.

Yine bunları değerlendirirken, yönetim elindeki mevcut kaynakları iyi bir şekilde analiz etmesi gerekir. Hayali ya da afaki düşünceler anlamsız ve yersizdir. İşletmenin ürettiği ürünün miktarı piyasadaki durumu ve piyasa payı bununla ilgili düşünceler nelerdir? İşletme istenilen miktarda üretimi gerçekleştirebilmesi için gerekli olan kaynaklar yeterlimidir? Bunların iyi analiz edilmesi gerekmektedir. Bu kaynaklar; İşletme sermayesi, İnsan kaynakları, Hammadde, Üretim yerinin yeterliliği gibi. Plânda üzerinde önemle durulması gerekli bir başka konu ise işletme kaynak ve değerlerinden hangi oranda yararlanmayı düşünüyoruz? Yani verimliliği nasıl sağlayacağız sorusu. İşletmenin başarısı için mutlaka bir organizasyon plânı yapılarak her bir birimin görev ve sorumlulukları belirlenecek, kimin kime karşı sorumlu olduğu konusu, kimin hangi iş ve görevlerden sorumlu olduğu net bir şekilde ortaya konmalıdır. Bu yapılırsa kavram kargaşası yaşanmamış olup görev dağılımında sağlıklı bir paylaşım gerçekleşir. Mutlaka üretim stratejisinde kalite standardı belirlenmeli tüm birimlere görev ve sorumlulukları tanıtılmalıdır. İştigal konumuzdaki ürünlerin üretiminde ya da pazarlama ve satışında ortaya çıkacak mevsimsel değişiklikler de mutlaka düşünülüp değerlendirilmeli, bu konuda alınabilecek tedbirler ortaya konmalıdır. Dönem içinde uygulanacak satış stratejileri, ıskontolar, indirimler, reklâm faaliyetlerin de izlenecek taktik ve yöntemler karara bağlanmalıdır. Düzenlenecek kampanyalar hedefe ulaşacak şekilde ve zamanda yapılmalıdır. Bu ekonomik sistemde mesleki faaliyetlerde ortam şartlarının gerektirdiği yenilikleri zamanında yapmazsanız piyasa payınız azalmaya öz kaynaklarınızda daralmalar yaşamaya başlarsınız. Çok kısa bir süre sonrada küçülerek yok olmaya doğru gidersiniz.

 

Harun GÖK

İşletme, Üretim ve Pazarlama Satış Uzmanı