Devletin Şefkatli Eli

Liberal ekonomilerin olmazsa olmaz olan özelliklerinin başında serbest piyasa ve güçlü bir özel teşebbüs zihniyeti yatmaktadır. Dünyanın kalkınmış olan ülkelerine baktığımızda özel teşebbüsün rekabet gücü ve üretim gücü o ülkenin ekonomik gücünü göstermektedir. Aynı zamanda bu güç, sosyal adalet ve gelir dağılımını da olumlu yönde etkilemektedir. Bu nedenle ekonomimizin güçlenmesi için özel teşebbüsün daha fazla güçlenmesi, daha fazla üretip, daha fazla ihracat ve aynı zamanda katma değerli ürün üreterek bu başarıya imza atması gerekmektedir.

Ekonomik konjonktür de bunu gerektirmektedir. Ancak güçlü bir ekonomik yapıya sahip olmadığımızdan dünya üzerinde ortaya çıkan en küçük olumsuzluklar dahi sermaye darlığı çeken işletmelerimizi ve sosyal yapıyı etkilemektedir.

 

Ülkemiz, 2018 yılında ortaya çıkan sıkıntılı bir süreçten, 2019 yılına siyasi ve ekonomik kıskaçtan yara alarak girmiştir.

 

2018 yılında Amerika Birleşik Devleti' nin yapmış olduğu entrikalarla ortaya çıkan dövizdeki anormal yükselişle hammadde fiyatlarında ortaya çıkan artışlar işletmelerimizi zor durumda bırakmıştır.

 

Güçlü sermaye yapısına sahip olmayan işletmelerimiz ise bu durumdan olumsuz bir şekilde etkilenmiştir. Piyasada bazı işletmeler tahsilat yapamaz hale gelince borçlarını da ödeyemez hale düşmüştür. Bu nedenle mali açıdan sıkıntıya düşen işletmeler pek tabi ki bankadan aldığı kredi borcunu , sigorta primini, cari harcamalarını, işçi ücretlerini karşılayamayacak duruma düşer.

 

2019 yılının 3. çeyreğine gelindiğinde işsiz sayımız hızla artarak, 4.250.000 kişiye ulaşırken kapısına kilit vuran işletme sayısı da artmış durumdadır.

İşletmelerinizin kapanmaması ve insanlarımızın işsiz kalmaması için en kısa sürede devlet, tüm imkanlarını seferber ederek kapanan yada zor duruma düşen işletmelere derhal gerekli mali yardımları sağlayarak kapanmasını önlemelidir.

 

Ülkemizde kamuda çalışan işçi ve memur sayısı yaklaşık 3.700.000 kişidir. Bununla birlikte sigortalı sayısı 20.000.000 kişi olup bunun 15.000.000 kişisi özel teşebbüste sigortalı olarak çalışmaktadır. Bu rakamlardan da anlaşıldığı üzere özel teşebbüs büyük bir istihdam sağlamaktadır. Bunun yanında pasif sigortalı sayısı ise 35.500.000 kişidir.

 

Rakamlar da ortaya koymaktadır ki; özel

teşebbüs, istihdamın büyük bir yükünü kaldırmaktadır.

Bu nedenle zor durumda olan işletmelere devlet mutlaka maddi ve manevi yardımları esirgememelidir. Özellikle kamu bankalarının yanında özel bankalarda

taşın altına elini koymalı, özel bankalarda faizleri aşağı çekerek özel teşebbüse yardımcı olmalıdır.

Herhangi bir nedenle zor duruma düşen işletmelerin, ticari faaliyetlerini sürdürmesi istihdama, üretime, ekonomiye, sosyal güvenliğe katkısı çok büyüktür. Bu durumu 250 kişinin çalıştığı bir işletmenin herhangi bir nedenle ticari hayatını sonlandırması durumunda devletin uğrayacağı en az zararı görmek açısından bir örnek vermek istiyorum.

Bir sigortalı işçinin işverene minimum maliyetinin 3.000 lira olduğunu düşünürsek:

1- 250 kişi çalıştıran bir işletmenin en az toplam ödemesi ;250x3.000=750.000 TL. Bu rakam işletmenin toplam en az işçilik gideridir.

2- Bu miktardan sosyal adaletin sağlanması için işçiye ödenen miktar ise;250x2.100= 525.000 TL.

3- Devlete ödenen 250 işçi için toplam miktar en az 750.000-525.000=225.000 TL dir. Bu miktarın içerisinde gelir vergisi ve sigorta primini oluşturmaktadır.

4- Ayrıca bu işletme devlete kazancı oranında gelir vergisi veya kurumlar vergisi ile katma değer vergisi gibi vergileri de ödemektedir. Yukarıdaki rakamlar en az değerler üzerinden yapılmıştır.

Yukarıda ortaya koyduğumuz rakamlardan da anlaşıldığı üzere herhangi bir nedenle kapanan, ticari faaliyetine son veren işletmenin ekonomiye vermiş olduğu zararı ortaya koymaya çalıştım.

Bu memlekette yaşayan ehli kamil insanlar şunu unutmamalıdır ki, bu gemide hep birlikte seyahat etmekteyiz. Gemimiz su alırsa hepimiz birlikte batarız. Hep birlikte yok oluruz.

Burada devletimize düşen görev bu tür işletmelere devletin şefkatli elini uzatması, özel ve kamu bankalarını da devreye koyarak bu işletmelerin kurtarılması, işletmenin üslendiği ekonomik ve sosyal görevlerini yerine getirmesini sağlamalıdır. Bunun tersi durumunda ülkede işsiz sayısı artar, devletin vergi gelirleri azalır.

 

 

Harun GÖK

İşletme, Üretim ve

Pazarlama Satış Uzmanı