Devlet Malını Yağmalayanlar ve Siyasi Entrikalar

Cumhuriyet tarihimizde çok partili hayata geçişten sonra halkımız, iktidara gelen siyasilerimizin ve partili kimliği ile görevi suiistimal eden birçok parti lideri ve yöneticileriyle tanışmıştır. Siyasi iktidarlar ve ekipleri iş bitiricilikte ve yandaşların tayinlerinden ve çevrenin küçük büyük çıkarlarından iş yapamaz duruma gelmiştir. Öyle ki halk arasında "Bal tutan parmağını yalar. Devletin malı deniz, yemeyen domuz. " deyimleri genel kabul görerek devlet mecali halka hizmet yerine belirli bir kabileye veya zümreye hizmet için yönetime talip olmuşlardır.

İşte bu yazımda da yapılan yanlışların ve birtakım unutulmaması gerekli entrikaları hatırlatayım istedim. Bunlardan bazıları;

1- Cavit Çağlar: 1944 Yunanistan Gümülcine doğumlu olan Cavit Çağlar’ın ailesi, 1946 senesinde Türkiye'ye kaçıp Akhisar'a yerleşmiştir.

1963 senesinde ailesi ile İstanbul'a taşınır ve tezgâhtarlık yaparak işe başlar. Dönemin zengin Musevi tüccarlarından tekstil mesleğini öğrenmiş ve iki üç sene içinde İrfaniye Çarşısında astar satarak geçimini sağlamıştır.

1967′de babasından kalan 16 bin lirayı sermaye yaparak bir arkadaşı ile Bursa’da Uygun İpek isimli bir firma kurmuştur ve Yapı Kredi Bankası AŞ'den 75 bin liralık ilk kredisini almıştır.

1980′li yılların sonuna gelindiğinde 30 şirket ve 16 binin üzerinde çalışanı olan Nergis holdingin patronu olur.

1987′de Bursa'dan DYP milletvekilli seçildi. 80 'li yıllara kadar Ziraat Bankasından yüklü miktarda kredi kullanmış olup, 31 Aralık 1991 yılında borç faiziyle birlikte 242 Milyar 795 Milyon liraya yükselmişti.

"Demirel'in kara gün dostuyum, servetim ona feda olsun" diyen Cavit Çağlar 20 Ekim 1991 seçimlerini takiben kurulan hükümette Demirel tarafından bakan yapılmıştır. 1991-1992 yıllarında Cavit Çağlar Hazine'den ve Ziraat Bankası'ndan sorumlu Devlet Bakanı olarak görev yapmıştır.

İnterbank ve Etibankın, özelleştirilmesinde hep o vardı. 5 Mayıs 2006 tarihinde, Cavit Çağlar'ın da aralarında bulunduğu 4 kişinin 1 yıl 6'şar ay 22'şer günlük hapis cezaları 1 yıl 15'er güne, diğer 30 sanığın cezası da 8 aya düşürülerek, ertelendi. Süleyman Demirel e sırtını dayayarak devletin milletin parasını çalmıştır.

 

2-Yahya Murat Demirel

Yahya Demirel ülkemizde ilk defa henüz 25 yaşında iken 1975' te hayali ihracatı gerçekleştirmiştir. Mobilya ihracatı yapanlara verilen % 75 vergi iadesini kötüye kullanan dönemin Başbakanı Süleyman Demirel'in yeğeni Yahya Demirel bu sayede haksız kazanç elde etmiştir. Bu hayali ihracattan 1975 yılında 20 milyon lira para kazandığı ortaya çıkmıştır.

Yahya Demirel'in ceviz yatak odası diye ihraç ettiği ürünlerin sunta parçaları olduğu ortaya çıktı. Hatta mobilyaları ihraç ettiğini beyan

ettiği İsviçre firmasının da gerçekte olmadığı anlaşıldı.

Yahya Demirel, ismi 90'lı yıllarda bu kez de banka yolsuzluğuyla gündeme geldi. Demirel'in Kıbrıs Yatırım Bankası adıyla KKTC'de kurduğu bankanın hayali olduğu ve böyle bir bankanın izine rastlanmadığı ortaya çıktı.

Demirel'in hayali banka ile devleti milyonlarca dolar dolandırdığı belirlenmiştir.

Demirel'in aynı isimli diğer yeğeni de bankanın içini boşaltmaktan hüküm giydi. Demirel'in kardeşi Şevket Demirel'in oğlu Yahya Murat Demirel, 1998’de Egebank’ı alarak en genç banka patronlarından biri oldu. Ancak Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) 1999’da Egebank’a el koydu.

Bankayı hortumlamak suçundan tutuklanan ve iki yıl sonra tutuksuz yargılanmak üzere bırakılan Murat Demirel, 2004'te Bulgaristan’a kaçarken yakalandı. Üzerinden iki farklı ülkenin pasaportu çıkan Demirel 2005’te tekrar tutuklu yargılanmak üzere cezaevine girdi. Demirel, 2012’de 17.5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 3- Güneş Motel Skandalı 6 Şubat 1974’te ilk defa Başbakanlık koltuğuna oturan Bülent Ecevit, ileriki yıllarda iktidar uğruna TBMM ve Ankara’yı adeta bir milletvekili pazarına dönüştürdü. Türk siyasi tarihinde en büyük skandalların yaşanmasına sebep oldu. Onlardan biri de Güneş Motel’deki milletvekili transferiydi. Ecevit, koltuk karşılığında 11 bağımsız milletvekilini CHP’ye transfer etti. 11

transfer için 11 bakanlık ihdas edildi. Bu olay, Ecevit’in siyasi hayatı boyunca hep dile getirildi.

4- Dış Politikada Yapılan Hata, Bülent Ecevit Skandalı Ecevit’in unutulamayacak görüntülerinden biri de, ABD Başkanı Bill Clinton ile yaptığı görüşme oldu. Bu görüşmede 70 milyon insanın onuruyla oynandı. Clinton’un karşısında el pençe duran Ecevit, büyük eleştiri aldı. Oval Ofis’te gerçekleşen görüşmede, Bill Clinton oldukça rahat bir şekilde koltuğun üzerine otururken, Ecevit ise ayakta ve ceketinin önü ilikli olarak bekledi.

5- 2001 Yılında Ecevit e Yazar Kasa Atılmıştır 4 Nisan 2001'de dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'in önüne 'Sayın başbakanım al, ben bir esnafım' diye bağırarak yazar kasa fırlatan Ahmet Çakmak'ın dünyada da ses getiren bu eylemi, tek partili güçlü iktidar döneminin önünü açan dönüm noktalarından biriydi.

Ahmet Çakmak 17 yıl önce yaptığı sıra dışı eylemle, Türkiye'nin beceriksiz koalisyon hükümetlerinin pençesinde kıvrandığı, esnafın vergi ve enflasyon yüküyle ezildiği, hastane önlerinde, emekli maaşı kuyruklarında vatandaşın can çekiştiği bir döneme isyanın sembolü oldu.

6-Anayasa Kitapçığı Olayı

Türkiye, 19 Şubat 2001'deki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Başbakan Bülent Ecevit arasında yaşanan “Anayasa fırlatma'' olayının ardından büyük bir ekonomik krize girdi.

10'uncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 16 yıl sonra Ecevit ile aralarındaki gerginliğin, Anayasa kitapçığı olayından değil, daha önce Fazilet Partisi'nin (FP) kapatılması davası nedeniyle başladığını açıkladı.

Sezer, “Sayın Ecevit 2 kez bana gelip Fazilet'in kapatılmamasını ve Anayasa Mahkemesi (AYM) üyelerine telkinde bulunmamı istedi, ikisinde de reddettim ve aramızda büyük gerginlik oldu. Bu gerginlik sürerken, Anayasa kitapçığı olayı yaşandı. Asıl neden, Ecevit'in FP konusundaki isteğiydi'' dedi.

7- 13 Şubat 1998 Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olan Mesut Yılmaza yumruklu saldırı Mesut YILMAZ'IN orada ne işi vardı diye sorulması gayet doğaldır. Oraya ne ile gitti, neden gitti ve neden yumruk yedi? Bu sorulara cevap verilememiştir.

8- "Cumhurbaşkanı Sayın Özal,

Turgut Özal bir konuşmasında 'Benim memurum işini bilir' demek suretiyle rüşveti, yolsuzluğu, suiistimali meşrulaştırıyordu"

Turgut Özal'ın ilk hükümetinin, petrol işlerine bakan Devlet Bakanı İsmail Özdağlar' dır. 1985'lerde yaşanan Özdağlar'ın, UM Denizcilik'in sahibi Uğur Mengenecioğlu'ndan petrol taşımacılığı konusunda 25 milyon lira rüşvet isteme skandalı... Başbakan Özal durumu öğrendiğinde danışmanı Adnan Kahveci'yi bu olayı ortaya çıkartmakla görevlendirdi. Kahveci, Mengenecioğlu'na konuşmaları kaydetmesi için bir teyp verdi. Rüşvetle ilgili kanıtlar elde edilince Özal, parti kurucusu yaptığı Manisa Milletvekili İsmail Özdağlar'ı hemen bakanlıktan el çektirdi. Olay Meclis'e geldi, Özdağlar; ‘‘Bakanlık görevini kötüye kullanmak, UM Denizcilik sahibi Mengenecioğlu'nun gemilerine fazla fiyatla akaryakıt nakli sağlamak suretiyle devleti zarara uğratmak...’’tan Yüce Divan'a sevki kararlaştırıldı. Ayrıca Özdağlar'ın bu işlere engel olacağını düşündüğü bazı bürokratları görevden aldığı belirlenmişti. Mengenecioğlu'dan haksız menfaat sağladığı ve 25 milyon lira rüşvet aldığı belirlendi. Sonuçta iki yıl hapis cezası alan Özdağlar bu cezasını çekti.

9- Bedrettin DALAN' nın İmar Yolsuzluğu

İstanbul'u imara açan başkan olarak bilinen Bedrettin Dalan, Belediye başkanlığı döneminde Üsküdar sahilini imara açtı. İstanbul'un silüetini bozmasına ve mimarların karşı çıkmasına rağmen Dolmabahçe Sarayı'nın karşısındaki Gökkafes'e imar izni verdi. 1986-88 arasında Tarlabaşı yıkımlarıyla bugünkü Tarlabaşı Bulvarı ortaya çıktı, Unkapanı'nda bulunan İstanbul meyve-sebze hali Avrupa Yakası'nda Bayrampaşa'ya, Anadolu Yakası'nda İçerenköy'e taşındı. Bu imar harekatı yolsuzluk iddialarını gündeme getirdi. 1986'da kurulan Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu tarafından 35 dosyası Meclis'e taşındı. İmar yolsuzluğu iddialarından sonra İstanbul'da Dalan dönemi sona erdi. 12 Ocak 2011 tarihinde İrticayla Mücadele Eylem Planı davası kapsamında içişleri bakanlığınca hakkında kırmızı bültenle yakalanma emri çıkarılmaya çalışılmış fakat çıkarılamamıştır. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi 30 Aralık 2011 tarihinde İstek Vakfı malları hariç, Bedrettin

Dalan'ın Türkiye'deki bütün mal varlığına, hak ve alacaklarına el konulmasına karar verdi.

10- Civangate ve Emlakbank Skandalları 24 Eylül tarihinde Cinayet Bürosu'nda sorgulanan Selim Edes, 1985'te Emlak Bankası'na sattığı bir arazinin parasının tahsil edememesi üzerine, Emlak Bankası Genel Müdür Yardımcılığı, Denizcilik Bankası Genel Müdürlüğü ve Emlak Bankası Genel Müdürlüğü (1989-91) yapan Engin Civan'a alacağının tahsili için rüşvet verdiğini itiraf etti.

Alaattin Çakıcı'nın talimatıyla harekete geçen Davut Yıldız, Mecidiyeköy'de pusu kurduğu Civan'ı otomobilinin içinde vurdu. Yargılama sonunda, Edes'ten rüşvet almak suçuyla yargılanan Civan, 7 yıl 6 ay hapis ve 62.5 milyar TL para cezasına çarptırıldı. 550 gün hapis yatan Civan, 2 Nisan 1996'da tahliye edildi. Tahliyesinden sonra ABD'ye gitti. Haziran 1998'de para cezasının bir kısmını ödememesi nedeniyle Türkiye'nin iade talebiyle ABD'de kısa süre tutuklandı. Ancak aynı yıl içinde 56 milyar 250 milyonluk para cezasını ödeyen Civan'ın iade isteminden vazgeçildi.

11- Türkbank ve Mesut Yılmazın Yüce Divan Yargılaması

1998 yılında yaşanan Türkbank Skandalında Korkmaz Yiğit'in yayınlanan “İtiraf Kaseti” sonucu ANAP-DSP-MHP koalisyonu yıkılmış, Mesut Yılmaz için Yüce Divana giden yolun önü açılmıştı. TBMM'de kurulan özel bir komisyon bu konuyla ilgili olarak çok sayıda siyasetçi ve gazetecinin ifadesini almıştı. Komisyon hazırladığı raporda Mesut Yılmaz'ı ihaleye fesat karıştırmaktan suçlu bulmuştu.

12-Tansu Çillerin Mal Varlığı Konusu

Başbakan Mesut Yılmaz'ın ‘‘Sağda birleşmenin engeli kalkacak'' sözlerinin hemen ardından, hükümet ortakları, DYP Genel Başkanı Tansu Çiller hakkındaki malvarlığı soruşturma önergesini gündeme getirmişti. Bu bildiride, "Çiller'in milletvekili seçildikten sonra TBMM Başkanlığı'na sunduğu mal bildirimi ile daha sonraki bildirimleri bir tablo halinde incelendiğinde, mallarındaki artışın hiç de usulüne uygun artışlar olmadığı, kanunlara, hukuka ve genel ahlaka aykırı şekilde elde edilebilecek fahiş artışlar olduğu görülmüştür." ifadeleri yer aldı. Servet artışı 1.605 milyon dolar olarak hesaplandı. Buna Demirbank'tan 1992 yılında alınan kredi de eklendiğinde, izahı gereken ve soruşturmaya esas olması gereken tutar 2 milyon dolar şeklinde belirtildi. O günkü döviz kurları dikkate alındığında Çiller'in 471 milyar 234 milyon lirası sorgulandı.

13- İSKİ Skandalı

Türkiye'yi sallayan 'İSKİ yolsuzluğu', önce SHP ve sonrasında CHP'nin İstanbul'dan silinmesinin nedeni olarak gösterildi. Ergun Göknel, 'Rüşvet, yolsuzluk ve mal beyanında bulunmamaktan' 1993'te tutuklandı. Toplam 12.5 yıla mahkûm oldu ve 5 yıl hapis yattı. Göknel'in ihaleleri paravan şirketlere aktardığı öne sürüldü.

14-Dolandırıcı Selçuk Parsadan

Selçuk Parsadan, 1993 yılında Türk Basın Ajansı'nı Ankara'ya taşıdı ve küçük çaplı dolandırıcılık işlerine başladı. Sinema sanatçısı Perihan Savaş'ın adını kullanarak, dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'i, Gaziantep Belediye Başkanı Celal Doğan'ı, dönemin Başbakanı Tansu Çiller'i, Adnan Polat'ı, dolandıran Parsadan, en büyük vurgununu örtülü ödenekten aldığı para ile yaptı.

2 Kasım 1995 günü emekli Orgeneral Necdet Öztorun'un sesini taklit eden Parsadan, Tansu Çiller'i telefonla arayarak, “Kemalistler Derneği” için 5,5 milyar lira ister. Para ertesi gün Başbakanlık Örtülü Ödeneği'nden Parsadan'ın hesabına yatırılır.

Olayın emniyet tarafından öğrenilmesinin ardından Parsadan 10 Mayıs 1996'da Edremit, Balıkesir'in Altınoluk kasabasına gider ve gizlenir. Bu arada cep telefonu ile canlı olarak bağlandığı televizyon programlarında Çiller için saf bayan tanımlamasını kullanan Parsadan, kendi deyimiyle "hükümet destekli ülkücü mafyanın" peşinde olduğunu bildiği için hayatından endişe ediyordu. 2001 tarihinde kanser hastalığından kurtulamayarak öldü.

15-Susurluk

3 Kasım 1996’da saat 19.25 sularında Balıkesir-Bursa karayolunda Susurluk ilçesi Çatalceviz mevkiinde meydana gelen trafik kazası sonucu yasadışı polis-mafya-aşiret ilişkilerinin ortaya çıkması ile patlak veren mevzuyu hatırlamayan, muhtemelen liselidir.

Kazanın ardından kamuoyu, “devlet, siyaset, mafya” üçgeninde yasadışı ilişkilerin ortaya çıkartılmasını talep etti. “Aydınlık İçin Bir Dakika Karanlık” ismi verilen sivil toplum eylemleriyle ve medyanın desteği ile üstü örtülen ilişkilerin ve faaliyetlerin açıklanması için eylemler yapıldı.

Kazada, Mercedes’i kullanan Hüseyin Kocadağ, üzerinde Mehmet Özbay kimliği bulunan Abdullah Çatlı ve Melahat Özbay sahte kimlikli, Gonca Us hayatını kaybetmiş; DYP Şanlıurfa Milletvekili Sedat Bucak yaralı olarak kurtulmuştur. O zamandan beri Susurluk ayranı uyku yapmamakta, uykuları kaçırmaktadır.

16-Deniz Baykal’ın kaseti

Hemen hemen hepimizin hatırladığı bu skandal hakkında fazla konuşmaya gerek yok. İnternetten kaseti yayınlanan siyasetçiler arasında yer alan Baykal, komplo olduğunu iddia etmesine rağmen Mayıs 2010 yılında Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığından istifa etmiştir.

 

 

 

17- AKP Hükümetinde Yolsuzluk

17 Aralık 2013’te 4 bakan hakkında rüşvet ve yolsuzluk iddiaları ortaya atılmıştır.

 

Bunlar;

1- İçişleri Bakanı Muammer Güler'in oğlu Barış Güler,

2-Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın oğlu Salih Kaan Çağlayan,

3- Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın oğlu Abdullah Oğuz Bayraktar,

4- Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış

 

Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan, işadamları Ali Ağaoğlu,

Rıza Sarraf ve Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir'in de aralarında yer aldığı 89 kişi gözaltına alındı.

 

Dönemin başbakanı Erdoğan, 17 Aralık operasyonlarının ardından yaptığı ilk açıklamada, “Arkasına karanlık odakları alanlar, çeteleri alanlar bu ülkeye istikamet çizemezler.

 

Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül operasyon ile ilgili “Hiçbir şeyin üstü kapanmaz. Devlet otoritesinden başka otorite olamaz” diye konuştu.

 

Oğulları tutuklanan Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ile İçişleri Bakanı Muammer Güler, bakanlık görevlerinden istifa etti.

 

Bir televizyon yayınına katılan Erdoğan Bayraktar ise canlı yayında ‘Soruşturma dosyasında var olan ve onaylanan imar planlarının büyük bir bölümü Sayın Başbakan'ın talimatıyla yapıldı. Başbakan'ın istifa etmesi gerekir' diyerek bakanlıktan ve milletvekilliğinden istifa ettiğini açıkladı.

 

Milletvekilleri İdris Naim Şahin, Erdal Kalkan, Hasan Hami Yıldırım, Haluk Özdalga, İdris Bal, Muhammed Çetin, Ahmet Öksüzkaya ve Ertuğrul Günay AKP'den istifa etti.

 

Meclis'te adları yolsuzluk iddialarına karışan 4 eski bakan için oturum düzenlendi. Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar'ın Yüce Divan'a gönderilmesine yönelik önergeler reddedildi.

İddiaya göre teknik ve fiziki takipte Ekonomi Bakanı Çağlayan’a toplam 32 milyon avro, 6.7 milyon dolar, 3.4 milyon lira ve 300 bin İsviçre Frangı ödeme yapıldığı tespit edildi.

İddia edilen yolsuzluklarla ilgili olarak, “137 milyon lira rüşvet dağıtan Reza Zarrab’ın (Rıza Sarraf) yasa dışı işlerini çözmek için bakanlar ve oğullarına dağıttığı rüşvetin detayları teknik takipte tek tek tespit edildi.

 

Bayraktar ve oğlu hakkında imar yolsuzluğu suçlaması ortaya atılmıştır.

Rüşvet ve yolsuzluk operasyonunun TOKİ ve in-şat sektörünü ilgilendiren ayağında Çevre ve Şe-hircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ve oğlu Abdul-lah Oğuz Bayraktar’a da önemli suçlamalar yö-neltildi.

 

Teknik ve fiziki takipte tespit edilen bulgulara gö-re müteahhitlerin devletten ucuza aldığı arazileri

Bakanlığın imara açtırdığı, emsal değerleri

yükselterek ya da dikkate almayarak bu arazilerin yüksek paralar kazandırdığı belirlendi. Ayrıca, AĞAOĞLU' Şirketler grubuna ait “Bakırköy 46”

projesinin yapılacağı arazi ile Taşyapı İnşaat

tarafından Şişli ilçesindeki Bulgar Vakfı Arazisini “

Özel Proje Alanı” ilan ettirerek kişiye özel imti-yazlı imar planlarını onaylattıkları öne sürüldü.

 

Bakan Muammer Güler, oğlu Barış Güler ve Reza Zarrab arasında kişi başı 1 milyon dolar rüşvet karşılığı anlaşma sağlandığı iddia edildi.

 

Daha geç yapılması planlanan soruşturmanın

Güler’in Zarrab’a hakkında soruşturma

yürütüldüğünü ileterek soruşturmanın gizliliğini

ihlal etmesi ve delillerin karartılabileceği

gerekçesiyle erkene alındığına dikkat çekildi.

Zarrab’ın yakınlarına 5 milyon dolar rüşvet

karşılığında “istisnai yoldan” vatandaşlık aldırdığı

iddia edildi.

Soruşturma kapsamında Türkiye Cumhuriyeti

vatandaşlığına istisnai olarak geçecek her bir kişi için Bakan Güler, oğlu ve Zarrab arasında 1

milyon dolar rüşvet karşılığı anlaşma sağlandığı

belirlendi.

5 milyon dolar karşılığında Zarrab’ın

yakını ve yöneticilerinden oluşan 5 kişiye Türk

vatandaşlığı kazandırdığı öne sürüldü.

Yolsuzluk operasyonunda Egemen BAĞIŞ'A ait teknik takibi görüntüleri yayınlanmıştır.

 

Zarrab’ın rüşvet ilişkisi kurma ve kamudaki işlerini kolaylaştırmak amacıyla "kıymetli armağanlar" dağıtma iddiasıyla suçlandığı

 

isimlerden biri de AB Bakanı Egemen Bağış. Bağış, Zarrab’ın devletteki işlerinin takibi, babasının AB ülkelerinden vize ve oturma izni alma da olmak üzere bir dizi iş karşılığında çıkar elde etme iddiasıyla suçlanıyor.

 

Harun GÖK

İşletme, Üretim ve Pazarlama Satış Uzmanı