Avrupa’daki Krizin Etkisi

2012 yılı dünya açısından ekonomik krizlere gebe gibi görünüyor. Avrupa Birliği ülkelerinde ortaya çıkan bu ekonomik buhran elbette bizim ülkemizi de etkiler.Aslında Avrupa nın sancısı borç krizinin ortaya çıkması nedeniyle ortaya çıkmıştır.

Birlik ülkelerinde genelde üretimden kaynaklanan problemler ortaya çıkmakta olup birlik ülkelerinden üç beş tanesinin 27 ülkeyi sırtlaması mümkün olmamaktadır. Üye ülkelerin her biri aynı oranda ekonomiye katkıda bulunsa sorun kalmayacak.

Ülkemiz açısından birlik ülkelerindeki krizin bizi etkilemesi ya da etkilenmesi durumundaki şiddetini zaman belirleyecektir. Krizden ülkemiz etkilenmez desek yalan olur. Ama en az zararla ya da etki ile atlatmamız lazım. Karşımızda bir kriz var.

Gümbür gümbür geliyor. İlgili ortak ülkeler çözüm arıyorlar.Ne kadar başarılı olurlar ya da başarılı olabileceklermi, yoksa para birliğini dağıtırlarmı bilmem. Ama gerçek bir şey var bu birlikte bir şeyler değişecek gibi gözüküyor. Bize düşen gerekli tedbirleri almaktır. Bunun içinde tarihinde birçok krizle mücadele eden ülkemiz ekonomisi ve sanayisi zaman içerisinde krizle yaşamayı ve krizi en az zararla bertaraf etmeyi öğrendi.Dünya ekonomisi tarihinde birçok irili ufaklı ekonomik krizlere gebe olmuştur. Ülkemizde bu krizlerden az ya da çok nasibini almıştır.

İlk defa 1929 yılında Amerika menşeli kambiyo krizi ile tanıştık.

Ülkemizde bu krizden etkilendi. “Kara Perşembe” olarak anılan 24 Ekim Perşembe günü borsa dibe vurdu. Bu dönemde ülkemiz ekonomisinin kendi sıkıntıları ve ödenmesi gereken Osmanlı borçları da olunca olmayan ekonomi nedeniyle ülkede büyük problemler yaşandı. Bu dönemde Türk parasının değeri düşürüldü.

Yine ülkemiz ikinci dünya savaşının başladığı 1944 yılında başka bir krizle uğraşmaya başlamıştır. Ülkemiz devalüasyonla yine bu dönemde tanışmıştır.

Dış sermayeye açılma dönemi olan 1950 li yıllarda serbest piyasa ekonomisinin uygulanmaya konduğu dönem başlamış olup bu dönemde de Kore savaşa patlak verince yine ekonomimiz kriz yaşamıştır. Savaş nedeniyle dünya piyasasında hammadde fiyatları artmış ve dış borçları ödeyemez hale gelmişiz.

Ülkemiz ekonomisi Cumhuriyet tarihinde krizlerle ya da iyi yönetilememesinden kaynaklanan yanlışlıklar nedeniyle ekonomi üretim hacmi bakımından küçülmeler ve daralmalar yaşamıştır.

Bu daralmalar ve küçülmelerin kronolojisi yaklaşık şöyledir.

1927 yılında % 12,8 küçülmüş,

1932 yılında % 10,6 küçülmüş,

1935 yılında % 3,0 küçülmüş,

1940 yılında % 5,0 küçülmüş,

1941 yılında % 10,3 küçülmüş,

1943 yılında % 9,8 küçülmüş,

1944 yılında % 5,1 küçülmüş,

1945 yılında % 15,3 küçülmüş,

1949 yılında %10,5 küçülmüş,

1954 yılında % 3,0 küçülmüştür.

1958 yılına gelindiğinde ülkemizin günü gelmiş 256 milyon dolar tutarında dış borcu ve yine bir krizle karşı karşıyayız. Yine bu dönemde devalüasyona gidildi. Dış ticaret açığı büyüdü 1958 yılında 55,3 milyon dolar olan bütçe açığı 959 yılında 266,7 milyon dolara ulaştı.

Ülkemiz 1959 yılında hayat pahalılığında Brezilya dan sonra dünyanın ikinci ülkesi olarak tarihe geçti.

Ülkemiz 1979 yılını kadar geçen sürede 24 yıl boyunca sürekli büyümeyi gerçekleştirilmiştir.

Türkiye ekonomisi 1990 lı yıllar da yine krizlerle sarsılmaya devam etmiş ve 1994 yılında % 6,1 ve 1999 yılında % 6,1 lik, 2001 yılında % 9,5 lik küçülme yaşamıştır.

Ülkemiz 1974 yılında patlak veren petrol krizi nedeniyle petrol fiyatlarında meydana gelen aşırı fiyat artışları ile ekonomik olarak zor duruma düşmüş ve petrol fiyatları 4 kat artmıştır. Bunun yanında 1974 Kıbrıs barış harekâtıyla ve gelişmiş ülkelerin yani Hıristiyan Avrupa nın ambargolarıyla karşılaşan ülkemiz ekonomik bir darboğazın içerisinde kendisini bulmuştur.

Petrol üreticisi ülkeler 1979 ve 1980 li yıllarda petrolün varil fiyatını % 150 oranında artırması ile birlikte 24 Ocak kararları alınmış ve paramız %48,6 oranında devalüe edildi.1994 yılında ortaya çıkan ekonomik krizde yaklaşık 400 ila 500 bin kişi işinden çıkarılarak işsiz kalmıştır.

2001 yılında ortaya çıkan kriz en çok bankacılık sektörünü vurmuş olup bu dönemde 13 banka ve birçok sayıda aracı kurum batmıştır.

 

Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan beri ekonomimiz ve sanayimiz hep krizlerle mücadele etmiştir. Ekonomilerin dünya üzerinde ortaya çıkan siyasi ve ekonomik değişimlere ve buhranlara karşı duyarsız kalması mümkün değildir. Elbette bir şekilde etkilenirler. Ancak etkilenmenin şiddeti de farklılık gösterebilir.Öyle ise Avrupa Birliği ülkelerinde ortaya çıkan krizden de etkilenmemesi mümkün değildir. Ülke olarak ihracatımızın yaklaşık % 50 sine yakınını birlik ülkeleriyle yapmaktayız.Ekonomik sistem içerisinde 525 milyon nüfusuyla ve dünya gayrisafi milli hâsılanın % 23 ne sahip olan birliğin gücü ortadadır.

Birliğin en güçlü ülkesi Almanya dır. Almanya nın 83 milyon nüfusu ile 2.362 trilyon dolarlık GSMH ile dünyanın ve birliğin en güçlü ülkesidir. Almanya nın büyüme oranı % 1,7 olup, kişi başına düşen milli geliri 29.000 dolar civarındadır. Almanya nın 2011 yılı enflâsyon oranı % 2 olup aynı zamanda % 9,9 oranında işsizi vardır.

Birliğin güçlü ülkelerinden bir diğeri ise İngiltere’dir. İngiltere’nin 60 milyon nüfusu ve 1,36 trilyon dolarlık GSMH ve 22.800 dolarlık kişisel milli geliri olan, 2011 yılı % 3 lük büyüme hızıyla, % 2,4 oranında enflâsyon oranı ile % 5,5 işsizi vardır. Birlik ülkelerinde ortaya çıkan Euro krizine uzak duran bir tutum içerisinde olan İngiltere’dir.

Birliğin diğer bir güçlü ülkesi ise Fransa’dır. Fransa 60 milyon nüfusuyla 1,448 trilyon dolar GSMH ile ve 24.400 dolarlık kişi başı milli geliri olan, 2011 yılı büyüme hızı % 3,1 ve enflâsyon oranı % 1,7 olan ülkenin % 9, 7 işsizi vardır.

Birliğin krizle boğuşan ilkelerinin başında Yunanistan gelmektedir. Yunanistan yaklaşık 11 milyon nüfusuyla 181,9 milyar dolarlık GSMH ile ve kişi başına düşen 17.200 dolarlık kişi başı milli geliri ile %3,8 büyüme oranı ve % 3,1 enflâsyonu, % 11,3 oranında işsizi olan bir ülkedir. Birliğin krizle uğraşan diğer bir ülkesi İspanya ise 40 milyon nüfusu, 720 milyar dolarlık GSMH ve 18.000 dolarlık kişi başına düşen milli geliri olan 2011 yılı % 4 lük büyüme sağlayan, enflâsyon oranı % 3,4 ve % 14 işsizi olan bir ülkedir.

Yukarıda örnek bazında birlik ülkelerinin ekonomik yapılarıyla ülkemizi karşılaştırmak açısından şimdide ülkemizin ekonomik durumunu genel hatlarıyla inceleyelim.

Ülkemiz 74 milyon nüfusuyla 1.116 trilyon dolarlık GSMH ile ve kişi başına düşen 15.300 dolarlık milli geliri olan % 10 enflâsyon ve % 6 lık büyüme hızıyla ve % 9 luk işsizi olan bir ülkedir.

Avrupa birliği irili ufaklı 27 ülkeden oluşmaktadır. Ülkelerin nüfus yapıları ve sayısı bakımından değerlendirdiğimizde İstanbul un nüfusundan daha az olan ülkelerin çoğunlukta olduğu birlikte kişi başı milli gelirin o ülkelerde yüksek olması gayet normaldir.

Aşağıda vereceğimiz Avrupa ülkeleri ile ilgili verileri bir değerlendirmenizi istiyorum. Bunlar,

Bulgaristan, nüfusu 7,5 milyon, GSMH 71,54 milyar dolar, kişi başına düşen milli geliri 9.600 dolardır.

Yunanistan, nüfusu 11 milyon, GSMH 181,9 milyar dolar, kişi başına düşen milli geliri 17.200 dolardır.

Slovenya nüfusu 2 milyon, GSMH 22,9 milyar dolar, kişi başına düşen milli geliri 12 bin dolardır.

Macaristan, nüfusu 10 milyon, GSMH 113.9 milyar dolar, kişi başına düşen milli geliri 11,200 dolardır.

Danimarka nüfusu, 5,5 milyon, GSMH 136 milyar dolar, kişi başına düşen milli geliri 25.900 dolardır.

Yukarıda verdiğimiz örnekler gibi öyle büyüklüğe sahip ülkeler var ki, onlara ülke denmez. Onlar olsa olsa ülkecik olur. Bunların nüfusu bir İstanbul etmemektedir. Bulgaristan, Yunanistan, Slovakya, Portekiz, Slovenya, Malta, Letonya, Macaristan, Lüksemburg, Lituanya, İsveç, Hollanda, İrlanda, Finlandiya, Estonya, Avusturya, Belçika, Danimarka, Çek Cumhuriyeti gibi ülkelerdir ki bunlar birliğin 27 üyesinden 19 tanesindir. Her birinin nüfusları İstanbul dan küçüktür.İstanbul un GSMH ya katkısı ise yaklaşık 150 milyar dolardır.Yukarıda birlik ülkelerinin ekonomilerini ortaya koymaya çalıştım. Krizden ne kadar etkileniriz ya da etkilenmeyiz onu zaman gösterecek ama elimizden geldiğince tedbirimizi almamız gerekmektedir.

Ticaretimizin büyük bir kısmı birlik ülkeleri ile yapabiliriz ama dünya ticareti ya da ekonomisi Avrupa birliğinden ibaret değildir. Bizim sanayicimiz ve girişimcimiz hayli bilgili ve tecrübelidir. Ağırlıklı olarak öz kaynaklarıyla çalışır. Krizleri de lehlerine döndürmesini bilir.Birlik ülkelerinin bir kısmında ekonomik problem var ve bir kısmında yoksa o birlikte, birlikte olmaktan dolayı bir sorun var demektir. Bunlar ya üretmeden tüketiyorlar ya da tükettiklerini hak etmiyorlar.Öyle ise bize düşen görev sanayicimiz ve tüccarımız yönünü ne Avrupa ya dönüp doğuyu ihmal edecek ne de doğuya dönüp batıyı ihmal edecek. Öyle ise yönümüzü ne doğuya döneceğiz ne de batıya hiçbir ayrım yapmadan yönümüzü dünyaya döndürmemiz gerekiyor. Buna dikkat edersek bu memlekete kriz veya krize benzeyen hiçbir tehlike uğramaz.

Atatürk diyor ki; “Üretmeden tüketen milletler gelecekte köle olmaya mahkûmdurlar.”

Harun GÖK

www.harungok.com

harungok38@hotmail.com